Tenisçi dirseği, tıbbi adıyla “lateral epikondilit” kol gücü gerektiren işlerde çalışan bireylerde görülür. Dokuların aşırı kullanım rahatsızlığı olarak kol kasları tendonlarının kemikte çok yakın mesafelerle yapıştığı lateral epikondil bölgesinin zorlanması olarak tanımlanabilir.

Kiriş ve kemik birleşim yerlerinin yaralanması sonrasında iyileşme kiriş tarafında fibrotik hücrelerle, kemik tarafında yine farklılaşma yeteneği çok iyi olan periostal hücreler ile olur. Zorlama devam ediyorsa iyileşme dokusu daha fibrotik, istirahatte ise kıkırdakla kemik arasında kanlanması çok iyi olmayan bir nedbe oluşturarak sağlanır. Her iki durumda oluşan doku ne kas, ne kemik, ne de kiriş dokusuna benzemez. Oluşan dokunun kendisinin yarattığı bu duruma “Entesopati” kiriş-kemik yapışma yeri rahatsızlığı diyoruz. Bu açıdan tenisçi hastalığı bir çeşit entesopati rahatsızlığıdır.

Hastalar ağırlık taşıyamamaktan yakınırlar, bazen bir çay bardağını kaldırmak dahi mümkün olmaz. Ağrı ön kola yayılabilir, gece ağrı ile uyananlar olabilir. Günlük hayatı olumsuz etkileyen bu rahatsızlık zamanında ve doğru tedavi edilmezse kronikleşir ve tedavisi zorlaşır.

Tanısı muayene ve basit radyolojik testlerle desteklenerek konabilir. Dirençli ve tekrarlayan durumlarda MRI incelemesi yapılmalıdır. MRI kas yapılarda yırtıkları ortaya koyar, eklem içi bağ yapılarını incelememizi sağlar. Kas yırtığı yok ise tedavi basit bandajlar, ağız yoluyla ve lokal kullanılan anti-inflamatuar ilaçlarla çoğunlukla başarıya ulaşır.

Tıbbi tedavinin dirençli durumlarda, şok tedavisi (ESWT), hücresel tedaviler ve en son çare olarak steroid enjeksiyonuna kadar varan yelpazede sürdürülmesi mümkündür. Tüm bu tedaviler ile sonuç alınamaz ise cerrahi tedavileri düşünmek gerekir.

Cerrahi tedavide zamanlama çok önemlidir. Dirençli bir epikondilit tedavisi yerine iyileşme kapasitesi henüz kaybedilmeden yapılan müdahaleyle kısa sürede günlük hayata dönmek mümkün olabilir. Kas yırtığı varsa, alçı tespitine cevap vermiyorsa; beklemeden onarılmalı ve alçı tespiti sonrasında derhal rehabilitasyona başlanarak kontraktür dediğimiz yapışıklıkların önüne geçilmelidir. Dirençli epikondilit cerrahi tedavisinde “gevşetme” gibi yumuşak doku ameliyatlarından kemik ameliyatlarına varan farklı yöntemleri tercih edilebilir. Açık cerrahi sırasında yoğun yapışıklık istenmeden dış bağ yapılarının zedelenmesine yol açabilir. Ek olarak ameliyat sonrası yara bakımı, uzun süren alçı tespitleri söz konusudur.

Günümüzde artroskopik tedavi geleneksel yöntemlerin komplikasyonlarını en aza indirmekle kalmayıp, büyütme ve kanamasız görüntüleme ile epikondil bölgesindeki ağrıya neden olan nedbe dokularını da kolaylıkla ortadan kaldırmaktadır. Ameliyatlar kayıt edilebilmekte ve gelecekte kontroller sırasında incelenebilmektedir.

Eklem içi yapıların gözlenmesi varsa kıkırdak sorunlarının düzeltilmesi, bağların kontrolü diğer avantajlarıdır. Dirsek artroskopisi sonrası tamir yapılmadıysa çoğunlukla alçı uygulanmaz ve ertesi gün masabaşı işlere dönülebilir. Bandaj kullanarak bilgisayar kullanımı dahi mümkün olabilir. Biz hastalarımıza daha fazlası çok gerekmedikçe on günlük istirahat öneriyoruz.